twitter’da vatan kurtarmak

twitter’da vatan kurtarmak

2012
01.13

Sosyal medyayı kullanmaktan keyif alan, kullanırken de hakkını veren bir kullanıcıyım. Sosyal medyanın varlığından ve başarabildiği şeylerden son derece memnunum. Bir memnuniyetim de sosyal medya ile görece daha olgun yaşlarda tanışmış olmam. Bu memnuniyetimin nedeniyse genç bireylerimizin sosyal medyadaki durumu. Yaş farkımız çok olmamasına rağmen bu ara nesil ile olan eğilimlerimiz ve tutum farklılıklarımız ciddi derecede ayrışıyor.

İnsanın bir etken olduğu hemen her konunun gidişatı, iyi-kötü cetvelinde ortalama aynı değişken aralıklarında seyreder. Şöyle açıklarsak; farklı dini inançlara göre ya da varlık felsefesinden eğitim felsefesine insanın doğuştan iyi ya da kötü (ya da nötr) olduğuna dair ön kabuller mevcuttur. Toplumlarda ise zamanla yozlaşma sabittir ve kaçınılmazdır. Toplumlar yozlaşırlar.

Sosyal medya da daha altın çağını yakalayamadan yozlaşmaya başladı. Sosyal medya da sistemin bir parçası olma konusunda yoluna devam ediyor. Geleneksel yapıdaki medyanın rakibi olmasa da gücüne karşı bir tehdit olan sosyal medyanın bizzat geleneksel medyada bu kadar pohpohlanmasının nedeni sadece haber değeri olması değil. Sistem bu kontrolsüz gücü nasıl kontrol altına alabileceğini ve mümkünse lehine kullanabileceğinin altyapı çalışmalarını hızlandırmış durumda. İnternet sosyal medyaya göre çok daha özgür ve kontrolsüz bir alanken sosyal medya boynuna tasması çok daha kolay geçirilebilecek bir güç. Bu yüzden mevcut demokrasilerde internet sitelerinin engellendiğini sık sık görebilirsiniz ancak sosyal medyanın engellendiğini asla göremezsiniz.

Peki sosyal medyayı bu şekilde yönlendirilebilir kılan ne? Bunun cevabı: yeni nesil, 1990 ve sonrası doğumlu gençlerimiz. Onlar Türkiye’nin geleceği, potansiyeli. Sayıca kalabalıklar ve ciddi bir güçler. Bu gücün kontrol altında tutulması gerekiyor. Bu konuda da sosyal medya oynayacağı ciddi role hazırlanıyor. İnternetle sosyal medya ile birlikte tanışan gençler bu ikisini bir tutuyor. İnternet ve iletişim onlar için sosyal medya demek. Düşünce yapıları sosyal medya ile şekilleniyor, şekillendiriliyor. Sosyal medyanın çok güçlü olduğuna inanıyorlar, sadece bununla her şeyi başarabileceklerine inanıyorlar, inandırılıyorlar. Çünkü medya onlara bunu sunuyor. Bir ürün sloganı gibi: “bir tek sosyal medya yeter!”.

Sosyal medya çok güçlü bir bilgi akışı. Bir anda yüzbinlere ulaşma şansı veriyor en basit bir paylaşıma dahi. Blogların hakettiği noktalara gelememesinin ancak sosyal medyanın patlama yapmasının nedeni: her insan yazmaktan hoşlanmaz, kaldı ki yazmak emek ve özen gerektiren bir şeydir. O zaman sizi yormayalım daha kolay bir şey verelim elinize: hazır olanı paylaşmak! Artık o paylaşılanda sizin de emeğiniz oldu, mutlusunuz, hem de iki tıktan ve iki satır yorumdan fazlasına emek harcamayarak. 21. yüzyıl tüketim toplumuna ne kadar uygun bir çözüm değil mi?

Medya bir bütün değildir. A medyası vardır, B medyası vardır, C medyası vardır; D1, D2, D3… gibi toplamda bir C medyası edebilecek küçük medya güçleri vardır. Sadece bir medyayı takip eden birinin bakış açısı da birdir. Birden fazla medyayı takip eden biriyse farklı grupların atladıkları farklı gündem konularını fark eder, resmin bütününü okumada daha bilinçli olur, göremediği kör noktaları azaltır. Gençlerimizse sosyal medyaya hapsolmuş durumda. Bırakın birden fazla medya odağını takip etmeyi, birini bile takip etmiyorlar. Gündemleri haber akışlarındaki popüler başlıklardan ibaret. A medyasını takip eden kişi yalan haberlere maruz kalır, bunu 2000′li yıllardan beri yaşıyoruz. Çoklu medyayı takip edense yalan haberleri daha net ayıklar. Ayrıca hukuksal boşluklar bulunsa da geleneksel medyanın belli kurumlara karşı sorumlulukları vardır. Sosyal medyada ise paylaşılan şey kullanıcıyı bağlar, doğruluğunun önemi yoktur. Ama bir bilginin doğruluğu netleşmeden ya da yalan olduğu ortaya çıkmadan yüzbinler o bilgiyi o şekliyle paylaşmış olur, doğrusuna ise belki o bilgiye maruz kalanların ancak yüzde beşi ulaşır. O da denk gelirlerse, yoksa şüphe duyup doğrusunu arama çabalarından dolayı değil.

Bu yazdıklarıma karşı en savunmasız olan grup yeni genç nesil.
-Tarihi sevmiyorlar, sevseler de öğrendikleri tarih birilerinin bu şekilde bilmelerini istediği katkı maddeli ve konsantre tarih.
-Ülkenin yakın geçmişi hakkında hafızaları bomboş. Konuştukları şeyler, iddaa ettikleri şeyler, bildiklerini sandıkları şeyler kulaktan dolma duydukları ve erken yaşta edindikleri bilgiler olmasından dolayı sorgulamadıkları “abi AMD işlemciler çok ısınıyor, dandik” tadında söylemler.
“Abi AMD işlemciler çok ısınıyor” örneği çok spesifik bir örnektir ve başlı başına sosyopsikolojik bir çalışmanın çıkış noktası olabilir. 30′lu yaşlarda olan arkadaşlarım ne demek istediğimi çok iyi anlamış olduklarını umuyorum. Gelişim ve öğrenme psikolojisinde öğrenilen bilgiler konusunda dengesizlik-denge teoremi vardır. Çocuklar yeni öğrendikleri bilgileri mevcut bilgi şemalarına eklerler. Erken yaşlarda daha çok özümseme yaparlarken bilgi birikimleri geliştikçe daha çok uyumsama yaparlar. Bildiğimiz bir çok yanlış bilginin nedeni bu daha sonra bir şekilde güncellenmemiş özümsemelerdir.
-Maruz kaldıkları bilgi akışlarının doğruluğunu sorgulamıyorlar, sorguladıkları tek nokta ön yargılarına ve ön kabullerine ters düşüp düşmediği. Onlar için önemli olan bu.
-Sosyal medyayı yegane güç olarak görüyorlar. Medya da onları bu şekilde yönlendiriyor. Devamında gündemi yönlendirebildiklerini düşünüyorlar ama istisnalar olsa da çoğu zaman medyanın mevcut yönlendirmelerine yardımcı oluyorlar. İstisnalar ise zaten kaçınılmaz haber değerleri.
-Hayatlarındaki bir çok şeyden memnuniyetsizlik duyuyorlar, pasif muhalefete alıştırılıyorlar. Geleneksel medyadan sonra sosyal medya da onları uyuşturuyor ama farkına varamıyorlar.
-Twitterda bir # tagı ile vatan kurtaracaklarını zannediyorlar, büyük taşları yerlerinden oynatabildiklerine inanıyorlar. Bu ilüzyondan dolayı üstlerine düşen en küçük sorumluluk adımlarını atamayacak kadar uyuşorlar.

Genç nesil üzerinde ciddi bir toplum mühendisliği çalışması devam ediyor. Milletin sandığının aksine genç nesil bizimkinden çok daha hızlı yozlaşıyor. Ne sendikalar, ne 80 gençliği, ne de biz sistemin önünde bu kadar kolay lokma olmamıştık. Köklü değişimler her zaman acılı olmuştur. Gasp edilen ya da talep edilen bir hak hiç bir zaman bilgisayar ekranları başından elde edilmemiştir. Arap baharında hayatlarını kaybeden halk da bilgisayar ekranları başında ölmemiştir. Gençler bunun farkında değil. Çünkü medya onlara bunların sosyal medyanın gücü ile gerçekleştiğini söylüyor. Bir A4 kağıdın üzerindeki kompozisyonda bir kaç satır…

Not: Bu yazı 7-24 Esenler Haber için kaleme alınmıştır.

Tags: gençlik, twitter, vatan kurtarmak

This entry was posted on Cuma, Ocak 13th, 2012 at 21:23 and is filed under eleştiri, eğitim, teknoloji. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can skip to the end and leave a response. Pinging is currently not allowed.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *