Flappy Bird ve İnsan Psikolojisi Üzerine

Öncelikle bu illete nasıl başladım, ona açıklık getirmek isterim. Her şey twitter’da arkadaşım Çağatay’ın bir tivitiyle başladı. Neymiş bir bakayım diye yükledim. Daha teknoloji sitelerinde ve magazinsel gazete sayfalarında çok palazlanmamıştı.

Oynadım, oynadım, oynadım. Gerçekten zor bir oyun ve GO gibi mutlak bir mantık barındırıyor temelinde: refleks. 5 yaptım, 10 yaptım derken çıtayı sürekli yükselte yükselte 64’e geldim şu an 🙂

Baştan oyun hakkında bazı ipuçları verelim (imamın dediğini yap, yaptığını yapma misali.

  • yere yakın uçmaya çalışın.
  • yukarıdan aşağıya serbest düşüşlerde bir sonraki borunun hizasından biraz aşağı kadar tekrar kanat çırpmayın
  • aşağıdan yukarıya hızlı çıkışlarda reflekslerinize güvenmek zorundasınız
  • sesi biraz açın ve kanat çırpışınızı duyun
  • en iyi hangi parmakla ve telefonun hangi pozisyonunda oynadığınızı bulun ve rekor için bu ergonomi profilinde oynayın
  • başarım bir noktaya kadar çıktıktan sonra giderek azalıyor ve yerlerde sürünüyor. O yüzden uzun süre inat etmeyin, 5-10 dk’yı geçmeyin, geçseniz de az önce 20-25 yaparken sonlara doğru 10 civarı sürttüğünüzü fark edeceksiniz.
  • heyecan yapmayın 🙂 en zor kısım bu işte…

İnsanlarda bağımlılık yapan bu mutlak basitlikte ve mantıktaki oyun yapımcısına günde 50.000 dolar gibi bir rakam kazandırıyordu reklamlardan, ta ki google play’den kaldırana kadar. Yani biz kanat çırpıp defalarca borulardan geri teperken adam malı götürüyordu. Dünya böyle bir yer işte arkadaşlar. Kazanmasın demiyoruz, allah daha çok versin. Ama bitirdin bizi be abicim. Yani telefonda bir dünya güzel oyun varken, alayı bu oyuna 10 basarken neden ben bu oyunu oynamaya devam ediyorum? Taşkın yüzünden! Çünkü çıtayı sürekli yükseltiyor. Hayatında adam gibi bir video oyun geçmişi olmayan, gamer profili olmayan bir “noob”, 800 kbyte’lık bir oyunda da olsa beni geçemez 🙂 Buna izin veremem. En yakınımdakiler arasında high score benim olmalı.

Bu oyunun insan psikolojisi üzerinde oynadığı oyunu açığa çıkarmak istiyorum:

  • Oyun zor ve ilk baştan bu ne lan deyip vazgeçmezseniz bir noktaya kadar size acayip bir başarı hissi veriyor.
  • Oyun mutlak refleks gerektirdiğinden ve mutlak basitlikte olduğundan herkes eşit, Hile hurda yok.
  • Öldüğünüz gibi tekrar başlıyorsunuz ve bir daha ölüyorsunuz. Tekrar tekrar ve tekrar.
  • Sürekli yeni bir rekor kırıyorsunuz (bir yere kadar) ve temel içgüdülerimizden biri olan başarma güdüsü sürekli besleniyor.
  • Oyunun çok oyunculu bir yapısı olmasa da oyunu çok oyunculu bir şekilde oynuyorsunuz. Sürekli arkadaşlarınızla sidik (skor) yarıştırıyorsunuz.
  • Oyun süreciniz lanet gitsin, yazıklar olsun modunda ilerlese de boyuna göre ciddi oranda adrenalin salgılatıyor. Özellikle son yaptığınız yüksek skora yakın bir noktada iseniz nefesinizi tutuyorsunuz, kalp atışlarınız hızlanıyor ve adrenalin salgılıyorsunuz ve bu da eninde sonunda sonunuz oluyor. Çünkü hata yapmaktan korkuyorsunuz ve yapıyorsunuz.
  • Mutlak hata yapmaktan korkmanın en arı hallerinden biridir flappy bird 🙂
  • Başarma duygusu, yenme duygusu, adrenalin ve başarısızlık korkusu… Oyun resmen temel benliğimize (id) oynuyor, bir cinselliğimize dokunmuyor eğer 25. kare tekniği ile çıplak imgeler göndermiyorsa bilinçaltımıza (yolunmuş kuşlar falan…).

Bu akşamlık Taşkın 64 puanımın üzerine 65 yaptı. Yarın görüşürüz Taşkın ^^

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *